| İSTANBULUN FETHİNDEN GÜNÜMÜZE BAKIŞ |
|
|
|
| Yazarlar - A. Hüseyin ABAY |
|
29 Mayıs 1453, 29 Mayıs 2008 aradan geçen 555 yıl. O ne muzaffer bir komutan ki İstanbul’un fethi ona nasip olmuş. Maalesef tarihimizi gerektiği gibi bilmiyoruz, araştırmıyoruz. Ama onun hakkında doğru veya yanlış olduğuna bakmaksızın çok çeşitli hükümler verebiliyoruz. Geçmişimizi bilmeden bu günü ve geleceği yaşamak,bilmek hem yanlış hem de eksik bir yöntemdir. Oysa yarınlara ulaşırken geçmişin tüm olayları yol gösterici, örnek verici olarak bize gerekmektedir. Fatih Sultan Mehmet’in alıp verdiği her nefeste adalet ve hoşgörü yüreğine ve düşüncelerine yerleşmiştir, bu nedenle de onun döneminde onun ülkesi güvenlik,huzur ve birlik içinde yaşamanın yollarını uygulamıştır. Fatih Sultan Mehmet bir anlamda tek başına, insan gücünün üstünde bir gayretle, mücadelesini İstanbul’un fethi için harcamıştır. Hükümdar tahtının kudret ve kuvvetin ifadesi olmakla birlikte, yeri geldiğinde yalnızlığında acı bir sembolü olmuştur.İşte bu nedenle Fatih Sultan Mehmet, aklı selim sahibi her hükümdar gibi tahtının çevresindeki hocalarına büyük önem vermiştir. Fatihin hocaları hiç şüphesiz büyük görevlerinin önemini çok iyi bilen güvenilir insanlardı. Onlar bu hükümdarın kişiliğinde, hem gelecek olan hükümdarları hem de onların uyruklarını bir anlamda uyarıyor ve eğitiyorlardı. Onların her önerisi özellikle bireye değil topluma aitti. Ve onlarda bir milletin genel kişiliğini yaratan ve ona biçim veren yapıcı güçlerdi. Çünkü önce babasının sonra hocalarının onun toprağına ektiği eğitim ilkelerinin köklerinde de bu dostluk vardı.Hak ile halkı bir bilip, bir görüp, bir sevmek. Yaratana olan sevgiden dolayı yaratılanı da sevmek, yaratana hizmeti, halka hizmetle yerine getirmek. Onun yaşamının en açık ve güçlü hareket noktasını oluşturmaktaydı. Fatihin elli yıla varan kısa ömrü içinde, kendi nefsi ve şahsi için ve başkalarının zararına olabilecek her hangi bir olaya rastlamak pek mümkün değil. Bu söz hiç hata yapmadı anlamını taşımaz. Ancak yaptığı hatalardan ders çıkarıp telafisinin sağlanması ve hatanın tekrar edilmemesi onun için vazgeçilmez ilke idi. Bugün de toplum olarak en büyük sorunlardan bir tanesi, toplumumuza yeni bir kişilik, yeni bir biçim verilirken, akıl insanların toplum tarafından göz ardı edilmemelidir. SAYGILARIMLA |




